Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

Bir Yastıkta Kocamaktan Vazgeçmeyin

Bir Yastıkta Kocamaktan Vazgeçmeyin


Son yıllarda boşanma oranlarındaki hızlı artış, evlilik kurumunun eskisinden farklı bir hal almaya başladığının göstergesidir. Eskiden birbirine sıkı bağlarla bağlı çiftlerin sağlam bir ilişkiyi saygın bir kurum olarak devam ettirmesi anlamına gelen evlilik, günümüzde "Gidebildiği yere kadar gitsin" diye düşünülen bir duruma geldi. Bu durumun en önemli nedeni çiftlerin değerlerinden ödün vermesi ve ‘Bir yastıkta kocamak’ ilkesinden uzaklaşmalarıdır.

Cem KEÇE'ye Soru Sor

BİR YASTIKTAN VAZGEÇMEK

Son dönemlerde çiftlerin yaşadıkları ilişki çatışmalarının ve evlilik bağını sürdürmekle ilgili karşılaştıkları zorlukların en önemli nedeni, yaşanmışlıklarla birlikte aralarındaki bağın ve yakınlığın zayıflamasıdır. “Etnografik geçmişine gidilse belki de binlerce yıllık bir düstur olan ‘Bir yastıkta kocamak’ anlayışı çift ilişkisinde olmazsa olmaz yakınlığın ifade şekillerinden biridir. Bugün yaşanan çatışmaların temelinde işte bir yastıkta kocamaktan vazgeçmek yatmaktadır. Çiftlerin önce yastıklarını, sonra yataklarını, en sonunda da odalarını ayırdıkları bu süreç evliliklerin sona ermesiyle noktalanmaktadır.

ÇİFTLER İŞİN CİDDİYETİNDE DEĞİL

Evlilik, “BEN, SEN ile, BEN’i koruyarak ve SEN’i yok etmeden BİZ olmak istiyorum” demektir. Evlilik, birlikte mutlu olacağınızı düşündüğünüz biriyle yeni bir hayata adım atmaktır. Romantik ve heyecan verici flört ya da nişanlılık döneminde evliliğe hazırlanan çiftler, iki gönül bir olunca samanlığın seyran olacağını düşünür ve evliliklerinde aşamayacakları hiçbir sorun olmayacağına inanarak yola çıkarlar. Ancak son yıllara ait istatistiklerin ortaya koyduğu boşanma oranlarındaki çarpıcı artış, gerçekte samanlığın seyran olmadığını göstermektedir. Evliliğin uzaktan bakıldığı kadar kolay olmadığını gören çiftlerin bazıları işin kolayına kaçtığından, bazıları da evliliği ciddiye almadığından devam etmek yerine boşanmayı seçerler. Çoğunlukla şiddetli geçimsizlik nedeniyle sonlanan evliliklerin bitme nedeni aslında, eşlerin birbirlerini anlamaya ve aralarındaki uyumu korumaya çalışmamaları, yani yastıklarını ayırmaları ve birbirlerini kendi istedikleri gibi olmaya zorlamalarıdır.

MUTLU EVLİLİĞİN SIRRI “BİR YASTIK”TA SAKLI

Değişmeyen tek şey değişimdir ve evliliklerde de değişimin kaçınılmazdır. Zaman içinde kadın da erkek de bir dizi değişimden geçer. Her ikisin de ihtiyaçları, istekleri, beklentileri değişir, farklılaşır. Bu değişim, eşler tarafından anlayışla karşılanıp kabullenilmez ve uyum sağlanmazsa aralarındaki iletişim bozulur. Çatışmalar, tartışmalar, kavgalar ve hatta aldatmalar yaşanır. Mutlu bir evliliğin temeli iyi bir iletişimle atılır. Eskiden birbirlerine bir yastıkta kocama sözü veren çiftler ne olursa olsun, aralarında nasıl bir sorun ya da çatışma yaşanırsa yaşansın tek bir yastığa baş koyarlardı. Bu tek yastık, çiftin bir olma, aralarındaki bağı asla koparma isteklerinin simgesiydi. Bu simge evliliğin de en ufak bir darbede yıkılmayacağını gösterirdi. Günümüzde çiftler tek yastıktan vazgeçerek evliliklerini daha savunmasız bir hale getirdiler.

DEĞERLERDEN ÖDÜN VERMEYİN

İnsanların pek çok şeyden ödün vermeye başladığı günümüzde, geçmişte doğruluğu defalarca kanıtlanmış olan bazı değerler kayboldu. Bunun sonucunda da hem bireyler hem çiftler hem de toplum çözümü zor çatışmaların içine girdi.  Ünlü bir hikâye vardır: Aslanlar bir öküz sürüsünü gözlerine kestirmişler ama bir türlü onları avlayamamışlar. Sonunda bir yol bulmuşlar. Sürüye gidip “Biz aslında sizi rahatsız etmek istemiyoruz ama şu sarı öküz çok dikkatimizi çekiyor; onu verirseniz siz de kurtulursunuz, biz de” demişler. Sürüdekiler de kendilerini korumak için sarı öküzü kurban etmişler. Ama aslanlar durur mu? Sürekli gidip çeşitli bahanelerle başka öküzleri de istemişler ve sonunda sürüde kalan birkaç öküz, aslında sarı öküzü verdikleri gün kaybettiklerini anlamış. İşte bu hikayedeki gibi çift ilişkilerinde de tek tek verilen ödünler sonunda çok büyük ve önemli şeylerin kaybedilmesine neden olan sonun başlangıcıdır. Sağlam ve uzun ömürlü evlilikler ne olursa olsun, bir yastıkta kocamaktan vazgeçmemekle ve değerlerden ödün vermemekle mümkündür.

EVLİLİKTE MUTLULUK VE UYUM İÇİN TAVSİYELER

Evliliğin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve çiftin hem mutlu bir iletişim hem de uyumlu bir cinsellik yaşaması için şu tavsiyelere kulak vermenizi öneririm:

1- Sevginizi açıkça gösterin. Eşinize onu sevdiğinizi sözlerle ve davranışlarınızla ifade etmekten asla vazgeçmeyin. Sevmek ve sevildiğini bilmek herkes için öncelikli bir ihtiyaçtır. Evliliklerde yapılan en büyük hata bir süre sonra eşlerin birbirlerine sevgilerini ifade etmemeye başlamalarıdır. Eşinize onun sevgi dilini kullanarak onu sevdiğinizi anlatmayı hiç bırakmayın.

2- Değer verdiğinizi hissettirin. Eşinizi beğendiğinizi, ona değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu gösterin. Düşüncelerine değer verin ve onu yargılamadan dinleyin, onaylayın, takdir edin, asla başkalarıyla kıyaslamayın ve kesinlikle aşağılamayın. Eşinizin duygu ve düşüncelerini anlamak için empati yapın. Üzgün, tedirgin, gergin olduğunda onunla konuşarak neler hissettiğini anlamaya çalışın.

3- Değiştirmeye çalışmayın. Hiç kimse mükemmel değildir. Her insanın iyi ve kötü yanları, olumlu ve olumsuz özellikleri olabilir. Eşinizin olumsuz özelliklerine değil, olumlu özelliklerine ve iyi yanlarına odaklanın. Olumsuz özelliklerine tolerans göstererek, oluşabilecek anlaşmazlıkları ve çıkabilecek tartışmaları önlemiş olursunuz.

4- Sır saklamayın. Eşinize asla yalan söylemeyin ve ondan hiçbir şey gizlemeyin. Evliliğin temel direklerinden biri güvendir. Eşinizin güvenini sarsacak her türlü söz ve davranıştan kaçının. Güven bir kez sarsıldığında, yeniden eskisi gibi sapasağlam olması çok zordur.

5-Öfkenizi kontrol edin. Sinirlendiğinizde eşinizi kıracak herhangi bir söz sarf etmemek ya da ona zarar verecek bir davranışta bulunmamak için öfkenizi kontrol altında tutun. Eğer öfkenizi kontrol edemiyorsanız sakinleşene kadar eşinizin yanından uzaklaşın.

6-Özür dileyin. Yaptığınız hataları olgunlukla kabul edin ve özür dileyin. Ama dileğiniz özrü o hatayı bir daha yapmamak için verdiğiniz bir söz olarak kabul edin ve hatalarınızı tekrarlamamak için çaba gösterin.

7- Sorumlulukları paylaşın. Ortak yaşamın tüm sorumluluklarını ve yapılması gereken işleri adil bir biçimde paylaşın. Evliliğin ve günlük yaşamın tüm yükünü eşinizin omuzlarına yüklemeyin.

8- Birbirinize özel zaman ayırın. Eşinizle baş başa zaman geçirmek için fırsatlar yaratın. Birlikte daha fazla şey paylaşmaya, ortak zevkler yaratmaya çalışın. Gelecekte hatırlamaktan mutluluk duyacağınız güzel anılar inşa edin. Birlikte yapmaktan hoşlanacağınız spor ya da hobi faaliyetleri bulun.

9- Kendinize de özel yaşam alanı yaratın. Eşinizin ve sizin sadece evliliğinize adanmış tek bir hayatınız olmadığını kendinize ait de bir yaşamınız olduğunu unutmayın. Her ikiniz de bireysel ilgi alanlarınız ve hobilerinize zaman ayırın. Kişinin kendine özel zaman ayırmasına ‘bireyselleşme’, çift olarak başka çiftlerle bir arada olmalarına ise ‘sosyalleşme’ adını veriyoruz. Sosyalleşen ve bireyselleşen bir çift hem kendini özgür hisseder hem de ‘biz kimliği’ geliştirebilir ve bu kimliğini koruyabilir.

10- Cinsellikte uyumu yaşayın. Mutlu bir evlilik için gerekli olan duygusal birlikteliğin yanı sıra, düzenli ve sağlıklı bir cinsel birlikteliğin de olması gerekir. Eşinizle romantizm ve erotizmin uyumunu yaşadığınız bir cinsel yaşamınızın olmasına özen gösterin.

11- Evlilik terapistine başvurun. Evlilik terapisi sadece çatışmalı çiftler için var olan bir yöntem değil aynı zamanda hem ilişkisel hem de cinsel uyumsuzlukların çözümünde ya da zenginleşmesinde önemli bir katkı yapabilir. Bu nedenle alanında uzman bir evlilik terapistinden destek almaktan da asla çekinmeyin.


Etiketler


Yorumlar