Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

Derinlemesine Çalışma

Derinlemesine Çalışma


Teknik ve betimleyci bir kavram olan derinlemesine çalışma (working through), dinamik psikoterapinin özüdür. Freud'a göre danışanın muhatap olduğu aktarım direncine yakınlaşması ve onu derinlemesine çalışması, bu dirence karşı mücadele etmesi ve terapötik süreçte bu direncin üstesinden gelmesi tedavideki dönüm noktasıdır. Bu dönemde yani direncin en güçlü olduğu anda terapist danışanıyla uyum içinde ortaklaşa çalışmalı ve bu direnci besleyen bastırılmış dürtüleri danışanının keşfetmesine yardımcı olmalıdır.

Cem KEÇE'ye Soru Sor

DERİN ANALİTİK ÇALIŞMA...

Dirençlerin, yazgının ve tekrarlama zorlantısının derinlemesine çalışılması hem danışan hem de terapist için bir dayanıklılık ve sabır gerektiren zor bir süreçtir. Bu nedenle farklı zamanlarda veya farklı bağlantılarla "tekrar tekrar aynı şeyi gösterme" süreci olan "derinlemesine çalışma"; intrapsişik çatışmaları ve dirençleri ortaya çıkarmak için yapılan çalışmaya "ek" olarak yapılan çok özel ve derin bir "analitik çalışma"dır, entellektüel içgörünün duygulanımsal içgörüye dönüşme sürecidir. Böylece danışanda anlamlı ve uzun süreli değişimler ortaya çıkabilir. İçgörünün değişime yol açmasını engelleyen dirençlerin çalışılması ve dirençlerin analizinin tekrarlanması, derinlemesine çalışmanın esasını oluşturur. Çünkü terapötik çalışma sonunda danışan duygulanımsal içgörü sahibi olamamışsa o terapide derinlemesine çalışma evresi tamamlanmamıştır. İçgörünün kazanımı, sadece farkında olunmayanların ve bilinçsiz tekrarların fark edilmesiyle oluşmaz, bu sadece bir adımdır, yol uzundur. Bu fark edişlerin terapi odasında, çok yönlü ve tekrarlayan şekillerde derinlemesine çalışılması, öncelikle entellektüel keşiflerin, duygulanımsal ve duygusal keşiflere ve öğrenmelere dönüşmesini, tekrar tekrar ve kendiliğinden hale gelmesini sağlar. Böylece içgörü, davranış, alışkanlık ve yapı değişikliğine uzanır. Bu nedenle derinlemesine çalışma yapısal değişimi meydana getirmek için hem entellektüel hem de duygulanımsal anlamda terapötik malzemeyi deneyimlemek ve "yine yeni yeniden deneyimlemek" için harcanan zamandır.

YİNE YENİ YENİDEN...

Çocukluk çağındaki travmatik anıların üzerinde yeterince durulmadığında veya anıların aktarımda eyleme vurulduğu fakat yeterince yorumlanmadığı durumlarda, duygulanımsal boşalma yani katarsis meydana gelir ama bunun rahatlatıcı etkisi uzun sürmez. Bu nedenle anıların geri getirilmesi, dirençlerin azaltılması ve anıya ulaşım iyileşme için tek başına yeterli olmaz, dürtüsel yönelimlerin yaşamın farklı anlarında nasıl çalıştığını danışana "tekrar tekrar farklı açılardan göstermek" de gerekir. Çünkü savunma amaçlı çatışmalar çok güçlüdür, tekrar tekrar ve farklı durumlardaki etkileri iyi analiz edilmedikçe güçlerini korurlar.

EYLEME VURMA OLMADAN OLMAZ...

Derinlemesine çalışma evresinde eyleme vurmaların tekrarlayıcı özelliklerinin ve ardında yatan bilinçdışı malzemenin keşfedilmesi, danışanın iç dünyasının malzemesini derinlemesine çalışma imkânı verir. Bu nedenle derinlemesine çalışma asla aktarım direnci ve eyleme vurma olmayan bir terapitik ortamda yapılamaz, çünkü aslında aktarım direnci toptan bir eyleme vurmadır.

NELERİ İÇERİYOR?

Terapistin ve danışanın birlikte uyumunu gerektiren ama "sabır sınavı" veren terapistin desteğiyle daha çok danışanın emek harcadığı ve "ağır bir görev" üstlendiği derinlemesine çalışma; eyleme vurmaların anlamının keşfini, içgörü gelişimini, aktarım direncini çözecek olan yorumların tekrarını, ilkel duygulanımların ve dürtülerin bedenle deneyimlenmesini, psikopatolojiyi besleyen tüm davranışların çeşitli öncüllerinin ve türevlerinin sahip olduğu çoklu işlevlerin ve bunları ortaya çıkartan bilinçdışı arzuların keşfedilmesini, geçmişin yeniden yapılandırılmasını, danışanın kendini farklıymış gibi algılamasını, kayıpların ve yasın üstesinden gelinmesini, tepki ve davranış değişikliklerini ve yeniden öğretmeyi kapsamalıdır. Bu süreçte danışan terapistten aldığı netleştirme, yüzleştirme ve yorumlama şeklindeki geri bildirimlerle anlaşıldığını hisseder ve kendi ilkel ilişki kurma biçiminin farkına varır ve kendisiyle ilgili algısını "kendi cümleleriyle" günceller, değiştirir. Buna "yapısal değişim" denir ve bu değişim ego ve kendiliğin olgunlaşmasına ve danışanın gelişiminin yeniden başlamasına hizmet eder.


Etiketler


Yorumlar