Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

Eşcinsel Yaşamın Zorlukları

Eşcinsel Yaşamın Zorlukları


Kişiler, eşcinsel cinsel yönelim taşıdıklarını genellikle ergenlik döneminde fark ederler. Bir kısmı ise çoğunlukla eşcinsel cinsel yönelimlerini uzun süren ve kendileri için tatmin edici olan heteroseksüel bir cinsel yaşam sonrası fark edebilir. Bir kısım insan da, ömür boyunca eşcinsel cinsel yönelimlerini gizli tutmakta ve eşcinsellikle ilgili düşünce ve duygularını eyleme geçirememektedir. Çünkü eşcinseller, toplumda yaygın olan eşcinsellere yönelik kaygı, korku ya da nefret nedeniyle cinsel yönelimlerini bir süre ret ederler ve kendilerini heteroseksüel cinsel yaşamı seçmeye veya karşı cinse ilgi duymaya zorlarlar. Çünkü eşcinsel cinsel yaşamı seçmek zorlularla doludur. Ama eşcinsel cinsel yaşamı seçen bireyler ilerleyen yıllarda, ekonomik ve toplumsal anlamda yer edindiklerinde, kendilerini daha rahat ifade edebilme yetisi kazandıklarında, sosyal konumları ve kişilikleri sağlamlaştıkça, kendilerine güvenleri arttıkça, hayatlarını kendi istedikleri doğrultuda yaşama isteklerini eyleme dönüştürmeye ve eğilimlerini açığa vurmaya başlarlar.

Cem KEÇE'ye Soru Sor

EŞCİNSEL YAŞAMDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Eşcinsel yaşamda dikkat edilmesi gereken ana başlıklar şunlardır:

1-ÖNCE SAĞLIK

Eşcinsel yaşamda sık görülen partner değiştirme alışkanlığı yüzünden başta AİDS olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riski yüksektir.

2-GELECEK VE İŞ KAYGISININ DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Eşcinsel yaşamın toplum tarafından onaylanmaması ve toplum tarafından çok yanlış bir şekilde çeşitli engeller çıkartılması pek çok eşcinsel yaşamı seçmiş birey için gelecek kaygısı yaratmaya başlamıştır. Geleceğine güvenle bakamayan ve işini her an kaybetme endişesi duyan eşcinsel yaşamı seçmiş bireyin anksiyete yaşaması ve kısa sürede maddi kazanç elde ederek geleceği belirleme çabası sık görülen bir durumdur. Geleceği belirlemek için kolay ve hızlı para kazanmaya yönelik yanlış açılımlarda kişiyi bekleyen tehlikelerden biridir.

3-ONURLU BİR YAŞAM

Günübirlik ve sığ yaşanan ilişkiler gey ve lezbiyen kültürüyle birleşince eşcinsel yaşamı seçmiş bireyi bekleyen en büyük tehlike haysiyet ve onurunu kaybetme ihtimalidir.

4-AİLE DEĞERLERİNE SAYGI

Eşcinsel yaşamı seçmiş birey kendi haysiyet ve onuru gibi ailesinin haysiyet ve onurunu da düşünmek zorundadır. Ailesiyle beraber yaşayan ve ortak bir kaderi paylaşan eşcinsel yaşamı seçmiş birey, yaşadığı ilişkilere, Internet sohbetlerine, yazışmalarına veya web sitelerde kendini deşifre etme konusunda çok dikkatli olmak zorundadır.

İNSAN ONURUNA SAYGI

 Eşcinsel yaşamı seçmiş bireyler, cinsel yönelimlerinden dolayı dışlanma, damgalanma, utanma, şiddet görme, cinsel tacize uğrama gibi sorunları yaşamaktadırlar. Cinsellik ve cinsel yaşam kişiye özeldir ve kişilerin bunu gönül rahatlığıyla yaşayabilmeleri gerekir. Özel yaşam, müdahale edilemez bir insanlık hakkıdır. Cinsel özgürlüğün ve cinsel yaşamın da bu alanda önemli bir yeri vardır. Bu nedenle cinsel tercihlerini toplum normlarında yaşayan eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerin dışlanmaları, şiddete maruz kalmaları ve yalnızlığa mahkûm edilmeleri yanlış bir davranıştır. Şiddet ve nefret söylemleri, her ne sebeple olursa olsun kabul edilemez bir insanlık ayıbıdır. Bu ayıba maruz kalan eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerde alkol, madde bağımlılığı, intihar girişimi ve depresyon gibi sorunlar da sık görülebilmektedir. Tüm dünyada şiddet ve her türlü fuhuş kötülenir ve cezalandırılır. Ancak asıl olan insanın insana, insan onurunu zedelemeyecek bir şekilde davranmasıdır.

HOMOFOBİK SAPLANTILARI OLAN KATİLER

Gizli kapalı duvarlar ardında ilişki yaşamak zorunda bırakılan eşcinsel yaşamı seçmiş bireyler barlar veya chat sitelerinde tanıştıkları ve hiç tanımadıkları insanlarla birlikte oldukları için, bir anlamda ortaya hayatlarını koymaktadırlar. Şu ana kadar birçok eşcinsel yaşamı seçmiş birey, homofobik saplantıları olan katiler tarafından canice öldürülmüştür. Birçok eşcinsel yaşamı seçmiş birey de maalesef böyle büyük bir yaşamsal riskle ilişkilerini idame ettirmek zorunda bırakılmıştır. Eşcinsel ilişkilerini idame ettirebilmek adına tanımadığı insanlarla görüşen eşcinsel yaşamı seçmiş bireyler savunmasız ve narin insanları hedef olarak gören hırsızlar tarafından da hedef olarak görülmektedir. İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu sorunların kaynağında; emperyalizmin ekonomik, siyasal ve var oluşsal boyutlarında sömürüsü bulunmaktadır. Sömürü dengesizliklere neden olmakta, yabancılaşma sorununu beslemekte, yabancılaşma insanı insan olarak tanımlayan kanıtlarda tahribatlara yol açmakta ve bencil-hırslı insan tipini ön plana çıkartmaktadır. Eşcinsel yaşamın gerektirdiği şekilde yaşadıkları için, aileleri ve ait oldukları sosyal çevreden kopan genç yaştaki eşcinsel yaşamı seçmiş bireyler, kimi zaman kolay yoldan para kazanmak adına, kimi zaman da o anki zor durumundan faydalanmak isteyen art niyetli kişiler tarafından fuhuş bataklığına sürüklenmektedir.

EŞCİNSELLİK KONUSUNDA İKİYÜZLÜ DAVRANILIYOR

Toplum genellikle sahnedeyken ve performans gösterirken, eşcinsel yaşamı seçmiş bireyleri alkışlama ve sokakta gördüğünde ise dışlayarak aşağılama eğilimindedir. Türk toplumu eşcinsellik konusunda ikiyüzlü davranmaktadır. Özellikle son yıllarda, eşcinselliğin medya tarafından hem hedef olarak gösterilmesi hem de her bireyin kendiyle bütünleştirebileceği bir üst kimlik olarak sunulması ve erkek egemen bir toplum olan ülkemizde, eşcinsel yaşamı seçmiş erkeklerin doğrudan bir dışlanmaya veya aşağılanmaya maruz kalırken, eşcinsel yaşamı seçmiş kadınların cinsel bir obje olarak görülmeleri de ikiyüzlülüktür. Ayrıca Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında reddedici ve kabul edici olmayan ülkeler gurubuna yakındır. Ülkemizde cinsiyet rolleri kesin sınırlarla ayrılmıştır. Kadınsı davranan erkeklere tepki vardır ve karşı cinse ait davranışlar göstermek eşcinsellikle eş tutulur. Hatta aktif rolde eşcinsel ilişki yaşamak, çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi göründüğünden “erkeklik” olarak değerlendirilir ve pasif roldekiler ise eşcinsel olarak nitelenir ve aşağılanır. Ancak eşcinsellikte aktiflik veya pasiflik diye bir kavram yoktur. Kendi cinsiyle ilişkiye giren herkes, aktif olsun, pasif olsun eşcinsel cinsel yönelim içindedir ve eşcinsel bir cinsel yaşamı seçmiştir.

İNSAN HAKLARINA SAYGILI OLUNMALIDIR

Toplum olarak eşcinsel yaşamı seçmiş bireylere karşı olmamak gerekir. Eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerin yaşadıkları sorunlarla daha kolay başa çıkabilmeleri için haklarını savunmaları gerekir. Eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerin saygın ve ahlaki değer yargılarına uygun yaşam tarzlarına, örgütlenme haklarına, var oluş ve özgürlük mücadelelerine, kendilerinin daha fazla görünür olmayla ilgili yaptıkları çalışmalara karşı olunmamalıdır ve saygı duyulmalıdır. Çünkü eşcinsel cinsel yönelim bir virüs gibi bulaşan bir şey değildir, özgürleşen bir dünyada varlığı daha fazla hissedilen bir cinsel yönelimdir. Ancak çok yanlış bir şekilde eşcinsel yaşamı seçmiş bireyler, AIDS'in heteroseksüel nüfusa geçmesinden sorumlu kişiler olarak sıklıkla günah keçisi ilan edilmişlerdir. AIDS'in ilk ortaya çıktığı yıllarda teşhis konan hastaların çoğu eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerdi, fakat hastalığın belli bir süre sonra eşcinsel yaşamı seçmiş bireyler dışında da görülmesi, hastalığı sadece eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerin taşıyabileceği tezini çürüttü. Yani AİDS sadece eşcinsel yaşamı seçmiş bireylerin bir sorunu değildir, tüm insanlığın ortak bir sorunudur.


Etiketler


Yorumlar