Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

Homofobi ve Heterofobi

Homofobi ve Heterofobi


Bilgi güçtür, doğru bilgi şifa veren bir güçtür. Homofobi terimini ilk ortaya atan Weinberg’dir. Fobi; bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi halidir, mantık dışı bir korkudur. Homofobi, son yıllarda psikoloji biliminin siyasallaşmasıyla eşcinsellikle ilgili her türlü olumsuz tepkiyi açıklamada kullanılan teknik bir terim halinde kullanılmaya başlandı. Hatta Morin homofobinin tanımını, heteroseksüelliği, homoseksüelliğe göre daha üstün veya daha doğal olarak değer atfeden her türlü inanç sistemi olarak genişletti. Bu durumda ebeveynlere, büyüdüğünde çocuklarının eşcinsel olmasını isteyip istemediklerini sorulduğunda, neredeyse tamamına yakınının homofobik olduğu ortaya çıkacaktır. Eşcinsellik, dini, ahlaki ve politik nedenlerle toplumlarda genellikle negatif karşılanmış ve bu tavır bazen homofobi olarak da adlandırılmıştır. Bu görüşe göre, tüm insanlar eşcinselleri sevmek, onaylamak, destek olmak ve hatta rahatsız olmamak durumundadır, herhangi bir şekilde rahatsızlık duyulduğunda, “eşcinsellerden rahatsızlık duyan da gizli eşcinseldir” etiketi yapıştırılacaktır. Bu nedenle teknik bir terim olan homofobinin anlamı daraltılmalıdır. Çünkü geniş bir homofobi tanımı eşcinsellere üstü kapalı da olsa büyük zararlar vermektedir.

Cem KEÇE'ye Soru Sor

REFERANS NOKTASINA İHTİYAÇ VAR

Bakış açısı homofobinin tanımını ve içeriğini belirlemektedir. Bu durumda bir referans noktasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle homofobi; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız yargıların beraberinde getirdiği, eşcinsellere şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren davranış ve tutumlar olarak tanımlanmalıdır. Yani referans noktası eşcinsel yaşamı seçen bireylere saldırı ve şiddet uygulanması, şiddetin savunulmasıdır. Bu referans noktasından sapıldığında eşcinselliği bir yaşam şekli ve cinsel ilişkiler toplamı olarak görme çok yanlış bir şekilde homofobi olarak değerlendirilebilir. Bu durumda eşcinsellik eleştirilemeyen veya tartışılamayan bir “cinsel tabu” haline gelmektedir. Bilindiği üzere, tüm tabular insan hayatını zorlaştırmaktadır. Ülkemizde cinsellik hala bir tabudur, binlerce insan bu nedenle cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır; din bir tabudur, bu nedenle gerçek dinin sevgi, hoşgörü ve kardeşlik olduğunun üstü kapatılmaktadır; laiklik bir tabudur, bu nedenle dinsizlik olarak algılanmaktadır. Eşcinselliğin de bir tabu haline getirilmemesi gerekir. Geniş homofobi tanımı eşcinselliği tabulaştırmaktadır. Oysa modern dünyada her konu, her düşünce eleştirilebilmelidir, insan zihnine ambargo konulmamalıdır. Bu yapılmadığında “homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır” şeklindeki yaklaşımlar da heterofobi olarak değerlendirilecektir.

HETEROFOBİ

Heterofobi, heteroseksüellere yönelik ön yargı ve ayrımcılığı ifade eden ve karşı cinsle ilişkiye girme korkusunu anlatan bir terim olan heterofobi, seksoloji dışında pek kullanılmaz, hatta bu alanda da sınırlı bir kullanımı vardır. Çünkü heteroseksüellere yönelik ispatlanmış ayrımcılık vakalarına neredeyse hiç rastlanmaz. Heterofobi; LGBT’lere (Lezbiyen, Gey, Biseksüelve Transeksüel) eşit haklar tanınması amacıyla yapılan çalışmaların heteroseksüellere yönelik bir ayrımcılık faaliyeti olduğu anlamına gelir. LGBT tartışmalarında heterofobi, homofobinin tersi olarak da kullanılmaktadır. Oysa tüm korkular kabullenmeli, tartışmalı ve bilgilenerek yenilmelidir.

DARALTILMIŞ HOMOFOBİ TANIMI

“Daraltılmış homofobi tanımı ve eşcinselliğin nedenlerinin araştırılması eşcinsellere yönelik saldırı ve şiddet eylemlerini arttırır” mantığı da çok yanlıştır. Çünkü her zaman düşünce ve bilim özgür olmalıdır. Atom üzerine çalışmalar yapan bilim adamları Japonya’da binlerce insanın ölmesini istememişlerdir, sosyalizmin düşünce babası Karl Marx, yine binlerce insanın öldüğü soğuk savaşı istememiştir. Görüldüğü gibi her düşünce veya bilimsel gelişme insanlık için iyi yönde de kullanılabilir, kötü yönde de kullanılabilir. Önemli olan niyettir. Niyeti kötü ve az gelişmiş insanlar her devirde vardı, olacaklardır da, onlardan korkarak bilim, teknoloji, özgür düşünce ve tartışmaktan vazgeçmememiz gerekiyor.

HOMOFOBİNİN NEDENLERİ

Homofobinin nedenleri toplumsal, dini, ideolojik ya da psikolojik olabilir. Eşcinsel ilişki birçok dinde veya mezhepte lanetlenmiş, dini metinlerde eşcinselliğin kabul gördüğü toplumların Tanrı tarafından cezalandırıldığı öne sürülmüştür. Bu nedenle çocukluktan itibaren kendini katı dini ve ahlaki öğretinin içinde bulan bir kişi, okudukları ve duyduklarının ışığında küçük yaşta homofobik yaklaşımlar içerisine girebilir. Ayrıca kendisinin eşcinsel olduğundan şüphelenen ve bu durumdan endişelenen bir kişi bu korkusunu homofobi olarak dışa vurabilir. Yani gerçekte aşırı homofobik kişiler Freud’a göre gizli eşcinsellerdir.


Etiketler


Yorumlar