Cem KEÇE - ANKARA
Cem KEÇE - İSTANBUL

Kartopu Cinayeti

Kartopu Cinayeti


Çocukluğu, neşeyi, masum eğlenceyi çağrıştıran “kartopu” kelimesi ile birinin öldürülmesiyle sonuçlanan bir saldırganlığı anlatan “cinayet” kelimesinin yan yana gelebildiği bir ülkede ve zamanda yaşıyoruz.

Cem KEÇE'ye Soru Sor

Kadıköy'de arkadaşları ile kartopu oynarken bir işyerinin camına kartopu isabet etmesi üzerine gazeteci Nuh Köklü bıçaklanarak öldürüldü. İncir çekirdeğini doldurmayan bir sebeple işlenen bu cinayetin özeti şu şekilde: Kar topuna karşılık bıçak, dükkân camına karşılık kalp… Cam kırılmadı ama kalp durdu. Bu gidişle “daha kötü”nün “en kötü”sü olacak; “gözünün üstünde kaşın var” cinayetleri bugün “hoş görememe, anlayışla karşılayamama” durumundan kaynaklanırken yakın gelecekte “gözün üstündeki kaş” gerçekten cinayet sebebi olacak. “Yan baktı” cinayetlerine “kaşı kalktı” cinayetleri ilave olacak. “Bu gidişle” yani yıkıcılık derecesinde öfke reaksiyonları gösteren kişilere rahatsızlıkları anlatılmadığı sürece, kontrol edilemeyen kızgınlık ve gerginlik hikâyeleri olan kişiler tedavi edilmediği sürece, şiddete varan öfke patlamalarının kabul edilebilir değil de kontrol edilebilir olduğu topluma öğretilmediği sürece gidişat en kötüye varacak. Beyaz kartopu, kanlı kartopu oldu; toplum bu olayda bile ikiye bölünebildi. “Kartopu oynayacaksınız diye adamı katil ettiniz” yorumu yapılabildi. Bu yorum; toplumun muhakeme yeteneğini yitirdiğinin, çok kolay tahrik olunduğunun, hoşnutsuzluk ve husumetin insanların ruhuna kök saldığının, başkalarına yönelik öfkenin toplum tarafından makul görüldüğünün göstergesidir. Kötü olan şudur ki öfkenin başkaları yüzünden ortaya çıktığının düşünülmesi ve bu sebeple affedilebilir görülmesi; öfkeye kapılan kişinin, öfkesini denetleme ihtiyacı duymamasına neden olur. Öfkesini denetlemekte zorlanan insanların oluşturduğu bir toplumda daha çok “kartopu cinayeti” olur. Bıçaklanarak katledilen Nuh Köklü'ye Allahtan rahmet, kederli ailesine, dostlarına ve meslektaşlarına başsağlığı diliyorum.

CİNAYET BAHANESİ ÖFKE, CİNAYET SİLAHI ÖFKE…

Öfkenin yönetilememesi, kartopu cinayetinin altında yatan sebeplerden sadece biri; fakat bu yorumlar gösteriyor ki insanların bir kısmı benzer bir olay yaşayacak olsa öfkesini paravan olarak kullanacak ve şiddete başvuracak. Ne de olsa öfke, hâkimin takdirine kalmış cezayı azaltıcı bir sebep. Oysa öfkeyi doğuran olay ne kadar hafifletici neden ise öfkenin dışa vurum şeklindeki saldırganlık ve öfkenin yönetilememesi de o kadar ağırlaştırıcı olmalı. Öfke, insanın içinde olan bir bomba; pimini çekip çekmemek ise insanın elinde.

SAĞLIKLI ÖFKEDEN SALDIRGAN ÖFKEYE…

Öfke; her insanda bazı zamanlarda ortaya çıkabilen bir duygudur, hoşnutsuzluğun yani memnuniyetsizliğin doğurduğu yoğun bir duygusal durumdur. Tüm duygular gibi öfkede kişiye ait bir duygudur. Yani kişi olaylara bakış açısıyla kendi duygularının ortaya çıkmasına yol açar. Gerçekte kimse kişiyi öfkelendiremez, öfkenin sorumlusu kişidir. Belirli sınırlar içinde kaldığında karşılaşılan engeli aşmak ve hoş olmayan durumdan kurtulmak için kişiye gerekli tutumu sergileme ve davranışta bulunma olanağı verir. Öfke; çok yoğun olmadığında, tepki ve tehditlere karşı çıkabilmek için kişinin verdiği sağlıklı bir yanıt olarak kabul edilir. Camının kırılma olasılığı ile karşı karşıya kalan katil zanlısının öfkelenip bir uyarıda bulunması sağlıklı bir yanıt olarak görülebilir. Öfke; çok yoğun olduğunda ya da biriktiğinde ve öfke duygusu uygun bir yolla dışa vurulmadığında ise sağlıklı bir duygu olmaktan çıkar, dürtü doyumlarını engelleyen kişilere karşı sergilenen saldırganlık tepkisi haline gelir. Bu tür kontrol edilmeyen öfke tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor, yıkımla sonuçlanabiliyor. Katil zanlısının yoğun öfkesini ya da belki de yıllardır birikmiş öfkesini adam bıçaklayarak boşaltması gibi… Bu durumlarda kişinin yargılama ve gerçeği değerlendirme yetisi, dürtü kontrolü bozulmuş oluyor. Katil zanlısının ilk bıçak darbesini indirmeden önce adamın ölebileceğini, kendinin hapse girebileceğini, her iki kişinin de ailelerinin harap olabileceğini düşünememesi gibi… Olası bir cam kırığını, can kırığına denk görmesi gibi… Gerçeklikten anlık da olsa kopuşun olduğu bu öfke patlamalarından sonra öfke yatıştığında öfkenin yerini pişmanlık duygusu alabiliyor. Bu nedenle öfkenin kontrol edilmesi ve sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekiyor.

ÖFKENİN BİRİKTİRİLMEMESİ GEREKİYOR...

Kontrol edilmesi en zor duygulardan biridir öfke. Öfke, bir kişinin içinde doğduğunda ya bastırılır ya saldırganca dışa vurulur ya da kontrol edilir. Sağlıklı olanı da kontrol edilmesidir. Bastırılan öfke yok olmaz ve her defasında eksilmeden birikir. Bir zaman gelir önüne tahtadan bent çekilmiş akarsu gibi bendini yıkar, taşar, önüne ne gelirse birbirine katar. Bu nedenle öfkenin biriktirilmeden, uygun bir şekilde, zarar vermeden ifade edilmesi gerekir. Öfkenin saldırganca dışa vurulması da biriktirilmesi kadar tehlikelidir. Saldırganlığın öfkelenilen kişiye değil de herhangi bir eşyaya yöneltilmesi, öfkenin biriktirilmemesi ve gelecekteki olası taşkınlıkları hafifletmesi gibi algılansa da saldırganlığın yapısında bir değişiklik olmaz. Hatta kişinin, saldırganlık konusunda antrenmanlı hale gelmesini sağlar. Öfkelendiğinde masa ve sandalye kırmaya, duvar yumruklamaya alışan bir kişinin; bir zaman sonra karşısında duvar gibi dikilen birini yumruklaması kaçınılmaz olur.

ÖFKENİN KONTROLÜ…

Öfkenin kontrol edilmesi ne bastırılması ne de saldırganca dışa vurulması anlamına gelir. Öfke kontrolü, öfkeyi uygun bir dille ifade etmeyi bilmektir. Öfkenin kontrolünde ne öfkelenen kişi ne de öfkelenilen kişi zarar görür. Öfke, insani bir duygudur ve öfkelenmek bir sorun değildir. Sorun, öfkenin uygun olmayan şekillerde ifade edilmesidir. Öfke kontrolünün öğrenilebilmesi için şunlar yapılabilir: (1) Öfkenin altında yatan gerçek üzüntü ve korkularla yüzleşmek gerekir. (2) Kişinin en fazla öfkelendiği konular ve öfkeyle verdiği tepkiler konusunda bilinçlenmesi gerekir. (3)Öfkelenilen kişi ile empati kurulması gerekir. (4) Öfkeyi azaltmak ve yatıştırmak için iyi iletişim kurmak ve karşıdaki kişiyi dinlemek gerekir. (5) Öfkelenmeye neden olan inanışları değiştirmek gerekir. Örneğin katil zanlısını bu denli öfkelendiren sebep gerçekten de camının kırılma olasılığı mıydı, yoksa yetişkinlerden oluşan kadınlı-erkekli bir grubun çocuklar gibi eğleniyor olması mıydı? Kartopu oynayanların çocuksu sevincinden cinayet çıkaran hastalıklı bir ruha sahip katil zanlısı öfkesinin gerçek sebebini keşfetmekle işe başlamalı.


Etiketler


Yorumlar