Şiir – Kötü Rüya

yokluğunda
sana sevgimi göstermek için bir demet değil
sadece tek kırmızı gül verebildiğim gün gibi
yorgun ve gergindim
hayatımın en güzel anlarını yaşattığın bu şehrin arka sokaklarında
her zaman olduğu gibi
aklımdaydın

içimde derin bir boşluğu yaşatıyordum
büyütüyordum
ve en sevdiğin halimle
yani yalnızlığımla besliyordum onu
her geçen gün boşluk derinleşiyordu
gittikçe ağırlaşıyordum
asi ve örselenmiş ruhuma ve bedenime
yokluğunun acısı doluyordu sanki
karanlığın adamı deli eden ayazını yaşıyordum

her bir hücreme yalnızlığım el sallıyordu
elinden şekeri alınmış çocuk gibiydim
ne yeteri kadar dayanma gücüm
ne de sabır taşımın daha fazla yontulacak bir köşesi kalmıştı
ağlıyordum
göz yaşlarım hüzünlü yüzüme koruma kalkanı oluşturmuştu
kötülüklere karşı
gözlerimdeki pırıltı
hayat güneşim batmıştı
yeniden doğacak mı bilmiyordum
gözlerim hep buğulu kalacak diye korkuyordum
hep buğulu gözlerle yeni gelen güne merhaba diyordum

hayatımın anlamını
yani hayatımdaki en değerli şeyi yürütmüştün
alıp ve gitmiştin sadece

çürüyordum
zamanın çok yavaş ve acımasız ilerlemesi beni öldürüyordu
ve korktuğum karanlığa
yanılıp kaybettiğimi yüzüme haykıran karanlığa daha çok yaklaşıyordum
içimdeki karanlık kokuya bulanıyordum
ölüm çok yakındı
Tanrı'nın içimizdeki yokluğundan bile yakındı
okuduğun ve beynimin sahiline vuran bu şiir
kalbimden çıkan bu hüzünlü rüzgar
buğulu gözlerim
bir nehrin sonlandığı deniz gibi
bu karanlıktan geliyordu
ölüm gibi

artık gitme zamanı gülüm
her şey boş geride kalan
buğulu gözlerimi ve
bir insanı tutkuyla
beklentisiz
delice sevmenin ne anlama geldiğini bilen
yeni bir sevdayı yasakladığım soyka yüreğimi okşa
ve bitsin
bu kötü rüyadan uyanayım